More servicesWindows Live
HomeHotmailSpacesOneCare
 
MSN
Sign in
 
 
Spaces home  **.·´¯`·»«* MÜ'MİNLER KA...PhotosProfileFriendsBlog Tools Explore the Spaces community

Blog

February 03

ARKADAŞLAR

 

 
 
 
MAZLUM ÜMMET İÇİN!!!
Elleri duaya, dilleri zikire çağırıyoruz…!

Image


Zikrullah ile, La İlahe İllallah lafzı ile Rabbimize yaklaşan yüreklerimizi, bir avuç dua ile yine kendisine sunmaya ne dersiniz?
February 01

**.·´¯`·»«* Günah işlemekten çok kork! *»«´¯`·.**

 

ATESE DAYANABILECEGIN KADAR GÜNAH ISLE !!

                  

Cennet ve Cehennem 

 

Şüphesiz ki, kıyamette yollar ayrılacak insanların bir

grubu Cennet’e, diğer bir grubu da Cehennem’e gidecek cennet

ve cehennem yaratılmış olup şu anda mevcutturlar. Hazreti

Adem cennetten kovulmuş, Kur’an’daki

(viddet lil kafirin - kafirler için hazırlandı” veya

“muttakiler için hazırlandı” gibi lafızlar Cennet ve

Cehennem’in halihazırda mevcut olduğunu gösterir. Bu

noktada mirac hadisinin de ayrı bir yeri vardır.

“Cennette yüz derece vardır. Her derecenin arası sema ile

arzın arası gibidir. Firdevs en yüksek derecedir. Onda dört

cennetin nehirleri fışkırır. (Firdevsin) üstünde de Rahman’ın

arşı bulunur. Allah’tan isterken firdevsi isteyiniz.” (Tirmizi-2533)

Cennetin Kapıları:

“Cennette sekiz kapı vardır. Onlardan birine reyyan

denilir. Oruçlulardan başkası giremez.” (Buhari-2084, Müslim-1152)

Ahmet bin Hanbel, Muaz bin Cebel’den nakleder:

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Cennetin anahtarı

Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet etmektir.” buyuruyor.

Gölgeler:

Sıcağın alnında yanan bir kişi için rahatlığı ne ile

anlatabilirsiniz? Ona serin bir gölgelikten bahsedersiniz.

Şöyle yüksek bir yerde rüzgarın hafif estiği söğüt ağacının altı

gibi kutuplarda titreyen bir müslümana serin bir yerden

bahsetsen belki dinlemez bile. Rahmetin lapa lapa kar gibi

yağdığını bahsetseniz, bizler için bir anlamı olabilir ama

Afrika’da yaşayanlara rahmet sağanak halde inen bir yağmur

gibi anlatılırsa kulaklar kabarır.

“Önceki resullerden sana bahsettiklerimiz olduğu

gibi, bahsetmediklerimizde oldu.” (Nisa, 164)

Kur’an’da bahseden 25 Peygaberden önce de Peygamberler

indi. Çin’e, Endenozya’ya, uzaklardaki bir adaya gidip

görülme imkanı bulunmayan ülkelerdeki

Peygamberlerden bahsetmek, belki dinleyenler için bir

ütopyadan ileri gitmeyebilirdi. Ama bir İbrahim (a.s.),

İsmail (a.s.), İshak (a.s.), Musa (a.s.), Süleyman (a.s.),

Yakub (a.s.)... Ortadoğu’ya gidip bu insanların yaşadıkları

yerleri, yaptıkları binaları görmek mümkün. Muhatabımıza

anlatılan şeylerin umumun ve onun aklına uygun olması,

aklından uzak olsa da diğer gerçeklerin varlığı onu

inanmaya itecektir.

Bizler, Türkçe’de güzel ve iri gözü temsil için “sıpa gözlü”

tabirini kullanırız. Belki de adada yaşayıp balıılıkla geçinen

bir toplum için “uskumru gibi bir göz” makbuldur velhasıl...

Hadislerde: “Hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı

ve hiçbir kalbin (aklın)de tasavvur edemeyeceği” bir

cennet insanlara anlatılır. Belki de cennette ifade edilen

külgeler, meyveler, ırmaklar ve huriler bizlerin bu dünyadaki

zevk anlayışımız bunlar olduğu için temsil edilmiştir.

Evet cennet vardır.

Evet ırmaklar, külgeler, huriler vardır, ama biz bunların

keyfiyetini idrak edemeyiz. Bekleyip göreceğiz inşaallah.

“Kimin kalbinde zerre kadar iman varsa

cennete girecektir.” (Buhari-ilim)

Şu kesindir ki: “Razı oldunuz mu (kullarım)?” diye sual

buyurunca, cennet ehli: “Hiçbir yarattığına vermediğin şeyleri

bize verdin. Bizlere ne oluyor da razı olmayalım.”

diyecekler. (Buhari-6183, Müslim-2829)

Cennet ehli yiyecek, içecek ama tuvalet ihtiyacı olmayacak.

Bunlar misk kokusu gibi bir koku ile vücuttan çıkacak.

Cennet, güzel hurilerinden tek bir tanesi yeryüzüne indirilse yer

ve sema onun ışığıyla aydınlanıp, onun güzel kokusuyla

dolacak (Buhari ve Müslim). Unutmayın ne kadar

güzel düşünürseniz düşünün, hiç bir kalp onu

tasavvur edemeyecek.

Yedi adet (kat) cennet vardır. Firdevs, Adn, Huld, Naim,

Me’va, Darusselam, Darulcelal. Bazıları ise dört tane

olduğunu, bazısının bazısına bağlantısı olduğunu söyledi.

Emekli ve ihtiyarların cennete giremeyeceğini de

unutmayalım. Çünkü kaç yaşında olursanız olun orada otuz

yaş civarında, güzel, has, parlak bir cemalde olacağız.

Hepimizi Alacak mı?

Geçmiş insanlara nazaran kıyamete daha yakın olduğumuzu,

şu zamanlarda insan, çevresindeki İslam düşmanlarına

bakıp, “cehennem bunlar ve bunlardan önceki Firavunlar,

Nemrutlar ve ateşe lâyık olan herkes cehenneme sığacak mı”

diye düşünürken, Hazreti Allah cehenneme sorar:

“Doldun mu?” (helimtele’ti). Cehennem cevaben:

“Daha var mı ya Rab?” (hel min mezid) diyecek.

Mustazaflar, üzülmeyiniz cehennem pek geniş.

Ateş:

Dünya ateşi gibi bir ateş değil. Bin sene kızartılmış, bin

sene beyazlamış ve bin sene de kararmış bir ateş

(hadislerdeki tabir). Kafiri sıkıca saracak bir azap.

Allah’ın, zalimi zulmuyle bırakması makul müdür?

Buhari, Müslim ve Tirmizi rivayetinde Numan bin

Beşir Efendimizden şöyle duyduğunu söyler:

“Kıyamet gününde ateş ehlinden bir insan için en hafif

azap topuklarına konan ufak bir parça ateşten dolayı

beyninin kanaması.” İçecek olan irin, kan vesair

şeylerden bahsetmeye tahammülüm kalmadı.

Cebinde taşıdığı çakmakla bir haram gördüğünde elinin altına

tutup pek de sıcakmış diye haramdan imtina eden akıllı

insanlar gördüm. İnsan bütün ciddiyetiyle kendini

haramlardan muhafaza etmeye çalışmalıdır. Zira bu işin şakası yok.

Ölen Çocuklar:

Müslümanların büluğa ermeden ölen çocuklarının cennete

gireceği, cehennemi görmeyeceği söylenilir. Zirâ onlar

mükellef değildirler. Kafirlerin büluğa ermeden ölen

çocukları konusunda ise uzun tartışmalar olmutur.

En iyi hüküm veren ise Hazreti Allah’tır.

Arş:

Büyük bir cisimdir ve Allah’ın yaratması ile var olmuştur.

Üzerine oturmak için yaratılmamıştır.

“Ve o arşı azimin de rabbidir.” Keyfiyetini en iyi yaratan bilir.

Kürsü:

Büyük bir cisimdir. Ama arş kadar büyük değildir. Kürsi de

üzerine oturulmak için yaratılmamıştır. Keyfiyetini en iyi Yaratan bilir.

Kalem:

Allah’ın yarattığı diğer bir cisimdir. İbni Abbas

(Allah ondan razı olsun) der ki: “Allah ilk önce kalemi yaratmış

ve ‘yaz’ demiştir. ‘Ne yazayım’ sorusuna ‘kaderi yaz’ denilmiş

ve kalem kıyamete kadar olacak şeyleri yazmıştır.” “Nun, kaleme

ve yazdıklarına yemin olsun.”

Levh:

Allah’ın yarattığı bir cisimdir ki, kalem ona, Allah’ın

kudretiyle meleklerin vasıtası olmadan yazar. Keyfiyetini en iyi

bilen O’dur.

Allah Azze ve Celle, Cenneti, cehennemi arşı kürsüyü, kalemi,

levhi ihtiyacı olduğu için yaratmamıştır. Muhakkak ki, onun

hiçbir şeye ihtiyacı olmadığı gibi herşeyin de ona ihtiyacı

vardır. Bunları yaratmasının sebebini ise en iyi Yaratan bilir.

Ey kulu olmakla iftihar ettiğimiz Rabbim! Görmediğimiz

halde Senin ve elçinin bize bildirmesinden dolayı

cennete, cehenneme levh’e, arşa, kürsüye, kaleme tam bir

kalp mutmainliği ile iman eyledik. Bizler,

hakkındaki rahmetinden de ümitvarız. Rahmetini bizden

eksik eyleme. (Amin)

December 29

YÜREKTEN EDİLEN DUA

Image Hosted by ImageShack.us

Ey yerleri ve gökleri, daglari ve denizleri ile bütün kâinatin ve kâinatta bulanan bütün mevcûdâtin sahibi Yüce Rabbim! Huzuruna diz çöktüm, el açtim, boyun büküp Senden rahmet, Senden merhamet ve Senden lütuf ve ihsan dilemeye geldim... Bu âciz kulunun dualarini dergâh-i izzetinde kabul eyle.

Ey her şeye kadir olan Rabb-i Rahimim!

Ey ezel ve ebed sultâni Yüce Hâlikim!

Senin dergâhindan daha büyük bir dergâh yok ki, oraya varayim...

Senin huzurundan daha yüce huzur yok ki, oraya durayim...

Ve Senin kapindan daha yüce kapi yok ki, onu çalayim...

Çaresizim bîtabim, âciz ve perişanim.

Yâ Erhâmerrahimin! Sana sigindim, Sana güvendim, sabir ve tevekkülle Sana yöneldim. Beni şaşirtma. Beni yanliş yol ve hareketlere sapmaktan muhafaza eyle. Şerden uzak, hayra yakin eyle, ALLAH'IM!

Amin,Amin ,Amin.....

December 20

•·.·´¯`·.·• Birbirimizi Allah için sevelim olurmu? •·.·´¯`·.·•

  

kardeslik.gif

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
“Rahman ve Rahim Olan Allahın Adıyla”
Hamd Alemlerin Rabbı olan Allah’a Salat ve Selam onun Peygamberine âline ve ashabına olsun..


 sevgili kardeşler arkadaşlar sizlerden bir ricam olacak kıymetli dostlar.... birbirimizi sevelim ve sayalım abi kardeş ,anne baba gibi ama nerede o abiler o kardeşler o babalar ve anneler....??

 

 farklı düşünceler içerisinde olabiliriz ilim ögrenmek gayesinde degilmiyiz??amacımız ve gayemiz nedir? İslam sadece kardeşlige karşı barış ile yetinmemiş bunun yanında insanlığın mutluluğunu ve saadetini engelleyecek hertürlü şeyide yasaklamıştır. Örneğin cehalete karşı esenlik ve selamet istemiştir..

 

. Efendimiz (s.a.v) buyuruyor ki; “İlim öğrenmek farzdır” Ve yine buyuruyor ki; “Öğrenen yada öğreten olmayan bizden değildir Allah şöyle buyuruyor; “Allahtan korkun, aranızı düzeltin.” ne anlatmak istedigimi düşünüpte cevap yorum yazmak size ait siz bilirsiniz ama son günlerde soguk bir hava esiyor bu ailede .....

 

Hepimiz sevgi ve barışın var olduğu bir dünyayı istemekteyiz. Ancak bu barış ve sevgi insanın Rabbi ile olan bağının güçlülüğü ile ortaya çıkacaktır KARDEŞLER ARASINDA BİRBİRİYLE KONUŞMAYAN DARGIN OLAN KARDEŞLER OLABİLİR...

 

Lütfen barışın ve imzanızı atın öyle bir imza olsunki bu bağı koparmasınlar ayırmasınlar degerli kardeşlerimiz..

İnsanoğlu şehvetine ve enaniyetine esir olduğu sürece, gökler ötesinden gelen emir ve nehiyleri görmezlikten geldiği sürece, Hasta ve aç olanlara bakmadığı sürece, İlim ve adalete önem göstermediği sürece, İnsanlara sevgi ve muhabbetle yaklaşmadıkça gerçek barışın oluşması mümkün değildir.

 

Ve bu sorumluluk başta burada önce site yöneticilerinin boynundandır Bu sorumluluk bizim sorumlulugumuz ve hepimizin sorumlulugudur Dikkat edelim yanlız kalmak ne kadar sıkıntılı ve acıdır paylaşmaya deger yanlarımız yokmu tabiiki var öyleyse kardeş olalım abi olalım anne olalım baba olalım sevgiyi saygıyı edeb_i unutmayalım söyleyecek lâf bulamıyordum...

 

kendimizce 2 madde belirleyip uygulayalım ama lütfen canlar iyi ve güzel anlayışlı davranalım birbirimize...Mü'minler ancak kardeştirler. Öyle ise kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki; merhamet olunasınız» (Hucurat Suresi: 10) ayet-i kerimesini hayatıma tatbik etmek,ve de Rasulullah (SAV) efendimizin;

«İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi de sevmedikçe gerçekten iman etmiş olamazsınız» (Buhari -Müslim) buyruğuna uymak için;
Ağağıdaki şartları Allah (CC)'ın huzurunda kabul ediyor ve canla başla bu uğurda gayret göstereceğime SÖZ VERİYORUM.

1.) Bütün Müslümanları; renk, dil, ırk, mezhep, tarikat, görüş, fırka ve düşünce farkı gözetmeksizin, Allah (CC) için SEVİYOR ve KARDEŞ OLARAK KABUL EDİYORUM.

2.) Allah (CC)'ın Rahmetinin; birlikte, beraberlikte, birbirini sevip kardeş olmakta olduğu düstürundan hareketle; metod, yol, çalışma şekilleri farklı olsa da, benim gibi düşünmeyen müslüman kardeşlerime ENSAR ve MUHACİR KARDEŞLİĞİ SICAKLIĞIYLA davranacağımı TAAHHÜT EDİYORUM.
Bu maddeleri uygulayıp diyebilelim Iraktaki,filistindeki,dünyadaki zulüm gören tüm kardeşlerimize Allah rızası için dua edelim onların gördükleri zulumleri Allah bize göstermesin inşallah amin...Birbirinizi sevmedikçe gerçekten İman etmiş olamazsınız...HAYDİ KOŞUN KARDEŞ BAGINI GÜÇLENDİRELİM


Allah'ın Rahmeti ve Selami Üzerinize olsun

SELAMETLE KALIN KARDEŞLERİM....

 Sayfamı       

Dollar Car Rental Coupon

   kişi ziyaret etmiştir 

BAŞÖRTÜSÜ ZULMÜ

BAŞÖRTÜSÜ BELGESELİ

video

YERYÜZÜNDE BAŞÖRTÜSÜ ZULMÜ'nün SONA ERMESİ DİLEĞİ İLE...

Ve Sizler...

O gün ayetler, sizin omuzlarınızdan söz ediyordu..

Başörtüsünü bir sancak gibi yapan Eliftiniz.

İnce Ceylan derisinde, sülûs yazılarla, süslü ''Nur'' ayetlerinin şavkıydı dalgalanan..

Üç küçük ağaç dallarını size dönüp çiçeğe döndü O gün.

Rüzgar bazen pervaz ediyor, ince beyaz çiçeklerin arasından süzülüp, sizin başörtünüzde duruluyordu...

Ve derken..

Gökte, güneş gelip başınızın üstünde durdu..

Hüznün şerefelerinde mavi ezan çiçekleri açıldı...

Siz.. bir zulmün üzerine yürür gibi yürüdünüz..

Siz.. ayetlerde omuzlarından söz edilenlersiniz

Siz.. yeryüzünün bütün meydanlarında başörtüsünü birer sancak gibi taşıyanlarsınız..

Siz.. iffet ve namus timsalleri...

yeryüzünün zümrüt parıltılarısınız...

Siz.. yeryüzüne sığmayan, iman çağlayanlarısınız..

Ve Sizler BACILARIM..

Başörtüsü için çile çeken, gözyaşı döken bacılarım...

Allah yolunda her türlü tehdide, işkenceye, zulme göğüs geren, dövülen, horlanan..

Sözlerinde, özlerinde gönüllerinde imanın nurunu dalgalandıran..

Allah için, seherlerde kanlı gözyaşları arş-ı alaya dayanmış sizler...!

BACILARIM... SİZLERE SELAM OLSUN!

Ve sizler, öyle kimselersiniz ki;

Allah ve Rasulünü dünyadan ve dünyadakilerden üstün tutanlarsınız...

- Sizler Allah'tan ümit kesmeyenlersiniz..

- Sizler Dertlerini sessiz-beyaz dilekçelerle Allah'a sunanlarsınız..

- Sizler istediklerini yalnız ve yalnız Allah'tan isteyenlersiniz..

Ve sizler..

-Allah'ın mahşerdeki hesabını unutup, size alaylı gözlerle her türlü acımasızlığı yapanların yüzüne;

Şanlı direnişinizi tokat gibi çarpan sümeyyelersiniz..

SİZLERE SELAM OLSUN..

Bakın! duyuyormusunuz..

İşte ecdadın sitemkar sesleri

Şanlı ecdadın mezarlarında kemikleri sızlıyor..

Vatan için, millet için, bayrak için, Kur'an için, başörtüsü için, namus için can vermiş.. Şehit olmuş şanlı ecdad..

Bizler, ümmetin erkekleri boynumuz eğik.. Ama onlar.. onlar medar-ı iftiharlarınız..

Mezarlarında rahat uyumayan yüzbinlerce şehid'in al kanları..

BACIM

İnan ki, senin başörtünde gül bahçesine dönüşmüş..

Onların kanları boşa akmamış..

Onlar gül bahçelerini sulayan; Eyyub El-Ensariler, Ulubatlı Hasanlar, Sütçü imamlar, Akifler..

Ey Sütçü imam.. İki bacımızın yaşmağını aldılar diye maraşı kana buladın..

HEYHAT..!

Gel görki, şimdi senin şuuruna ne kadarda da muhtacız..

Hakkını helal et!

Senin emanetine sahip çıkamadık..

Senin huzurunda duracak yüzümüz yok..

Bacılarımızın, kızlarımızın derdine derman olamadık..

Onlar okumak istiyorlar..

Ama gel görki senin torunlarını başörtülü diye sokmuyorlar okullarına..

O gün fransız, ingiliz yunan dölleri;  Bayrağa, başörtüsüne, namusa el uzatıyordu..

Bugün adı müslüman olan, Mehmetler, Ayşeler maalesef birer başörtüsü celladı kesilmişler..

Başörtüsünü düşman bellemişler..

BACIMIN İFFETİ BATMAKTA REZİLİN GÖZÜNE..

ACIRIM TÜKRÜĞE BİLLAHİ ! TÜKÜRSEM YÜZÜNE

diyor merhum Akif

Reziller görevlerini yapıyorlar..

Peki ya bizler? Adı müslüman olan bizler..

Lafı gelince mangalda kül bırakmayan bizler, üzerimize sanki ölü toprağı serpilmiş..

Evlerimizdeki rahat koltuklarımızdan onların gözyaşlarını izliyoruz.

utanmadan.. utanmadan..

Ve SEN okula alınmayan, gözyaşları arş-ı alayı titreten BACIM.. BAKAMIYORUM YÜZÜNE.. UTANIYORUM..

Sana karşı vazifemi yapamadım.. Beni affet..

Biliyorum.. O her şeyin hesabının hakkıyla sorulduğu yerde, yakama yapışacaksın..

sana diyecek sözüm yok.. Tükür.. Tükür yüzüme.. bacım..

Tükür.. Tükür..

Benim şahsımda adı erkek diye geçinenlerin hepsinin yüzüne tükür..!

AH BACIM..

Senin gözyaşlarını görecek gözlerimizin önünde, şimdi neler var neler..

Paralar.. altınlar.. evler.. dünyalıklar..

Senin yaşadıklarını hissedecek yüreğimizde öyle bir pas varki, kapkara..

Kalplerimiz ise taş kesilmiş.. kaskatı olmuş..

Ah BACIM ah..

Sen yinede üzülme..

Hergün beraber olduğun insanlar, hemde adı müslüman olan bunca insan,

annen, baban, kardeşlerin, bizler, kısacası hepimiz..

Bu kayıtsız hali, lakayıt hali, seni düşündürmesin.. ağlatmasın..

Bizler vazifemizi yapamasakta sen yine de üzülme..!

Ümitvar ol..

BACIM..

Unutma! tez geçer zulmün ezası. Sabretmeyi bileceksin tamam mı?

* * * * * * * * * * * * * * * * * * *

Çevirmez ahını Allah öksüzün Pek basittir, devrilmesi köksüzün Her kim olsa haksızlığı haksızın Suratına çalacaksın tamam mı?

* * * * * * * * * * * * * * * * * * *

Yolunuz her zaman Allah yoludur! Bu öyle bir çileki, kökü şehid kanıdır! Hak haklının en mukaddes malıdır. Vermezlerse alacaksın tamam mı?

* * * * * * * * * * * * * * * * * * *

Yalana hayır, bu gerçeğe evet Mücadeleden yılma, kalsanda tek fert Birde ötesi var, buranın elbet, Nasıl olsa güleceksin... güleceksin... Güleceksin tamam mı? * * * * * * * * * * * * * * * * * * * ALLAHIM, Bizlere yüzümüz ağırtan böyle nesiller verdiğin için sana şükürler olsun..

ALLAHIM, Ayakları senin davanda sabit olan bu güzide evlatları, bütün ümmeti muhammede ibret eyle, rehber eyle..

ALLAHIM, Bütün bu yapılanlar, ümmetin dağınıklığından.. En kısa zamanda bütün müslümanlara, birbirini sevmeyi, birbirleriyle kardeş olmayı ve birleşme şuurunu nasip eyle..

ALLAHIM sen Mevlamızsın.. Bizleri bağışla.. bizleri şuurlandır.. gözlerimizi aç.. kalplerimizi yumuşat.. ayaklarımızı kaydırma.. davamızda zafer nasip eyle..

*********AMİN... AMİN... AMİN ********* 

VEDA HUTBESİ


Veda Hutbesi

Bismillahirrahmanirrahim

EY İNSANLAR!

Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.

İNSANLAR!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.


ASHABIM!

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.


ASHABIM!

Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz deAbdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

ASHABIM!

Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.


İNSANLAR!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

İNSANLAR!


Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki

hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


MÜ'MİNLER!


Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.

MÜ'MİNLER!

Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


ASHABIM!

Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

İNSANLAR!

Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

İNSANLAR!

Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.

İNSANLAR!

Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

"-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

Şahid ol yâ Rab!
 

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

 

December 19

NEFİS MÜCADALESİNE VARMISINIZ.

 

Selamün aleyküm Değerli Kardeşlerim..

Bir hadisi şerifinde Rasullullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz şöyle buyurmuştur :"Hesaba çekilmeden evvel, nefsinizi hesaba çekin..

Evet, zaman hızla akıp giderken hemen hemen günümüzün her saati dünyanin fani meşgaleleriyle harcanmaktadır. Dünyaya olan taalluk ve bağlılıgımız da ,aslı vazifemiz ve kutsi hizmetimizden bizleri sürekli alı koymaktadir. Bizler adeta koskoca bir hayati sadece nefsimiz için tüketip, dünyanın geçiciliğini düşünemez olduk.İstisnalar olmakla birlikte ne yazıkki pek çoğumuz bu durumdadır ...

Böyle olduk da ne oldu? ..Bilmem ki, ne kazandık?
Bugün Müslümanların içine düştükleri durumun altında yatan en önemli nedenlerden biri de bu değil midir? ..Bu kadar vahim bir durum karşısında bizler ne yapıyoruz?
Islam adına koskoca ihmaller, tekasüller, gaflet ..

Oyasa ki hayatın bütün bu fani meşgaleleri bizler için birer imtihandır...
Bu durumu 1400 yıl önceden Rasulullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bizlere bildirerek şöyle uyarıda bulunmuştur :
Benden sonra üzerinize (gelmesinden) korktuğum şeylerden birisi de dünya güzellik ve zinetleri acil (ıp ahireti ihmal edecek kadar sizi oyala) masidir. (Buhari, Müslim)
Evet, Rasulullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bu Hadisi Şerif 'le , bugünkü toplumsal yaşantımızın boyutunu ortaya koyarak, bu gerçeği apaçık açıklamıyor mu? Bunun için bir keder duymuyor muyuz?...

Öyleyse, 14 asır evvel yaşanan asrı saadeti günümüz dünyasına yansıtarak geçmişten ders almalıyız.Nitekim yaşanan bu manevi boşluğun giderilmesi ancak kalbimizin gıdası , ruhumuzun ihtiyacı ve rahatı olan ibadetlere sarılmakla mümkündür.. Zira asrı saadeti, asrı saadet yapan, insanların mutlak manada Kur'an doğrultusundaki hareket etmeleri ile değerlendirilemez mi? ...

Peki ya bizler ?..Hayatımızın hedefini, gayesini düşünmeyi vakit bulabiliyormuyuz?
Yaşantımız, yaratılış gayemize uygunmudur, bunu hiç düşündük mü ?
Mükellefiyetlerimizi, kulluk vazifelerimizi hakkıyla, eksiksiz olarak yerine getirebiliyormuyuz ? ..vicdanen rahat mıyız?

Ecel aniden kapımızı calmadan böyle bir nefis muhasebesine varmiyiz? yoksa halimize sükut edip , böyle gelmiş böyle gidecek mi diyeceğiz ?

Allah'a emanet olun...selam ve dua ile...