Profile**.·´¯`·»«* MÜ'MİNLER KA...PhotosBlogLists Tools Help

Blog


    February 03

    ARKADAŞLAR

     

     
     
     
    MAZLUM ÜMMET İÇİN!!!
    Elleri duaya, dilleri zikire çağırıyoruz…!

    Image


    Zikrullah ile, La İlahe İllallah lafzı ile Rabbimize yaklaşan yüreklerimizi, bir avuç dua ile yine kendisine sunmaya ne dersiniz?

    February 01

    **.·´¯`·»«* Günah işlemekten çok kork! *»«´¯`·.**

     

    ATESE DAYANABILECEGIN KADAR GÜNAH ISLE !!

                      

    Cennet ve Cehennem 

     

    Şü

    phesiz ki, kıyamette yollar ayrılacak insanların bir

    grubu Cennet’e, di

    ğer bir grubu da Cehennem’e gidecek cennet

    ve cehennem yarat

    ılmış olup şu anda mevcutturlar. Hazreti

    Adem cennetten kovulmu

    ş, Kur’an’daki

    (viddet lil kafirin - kafirler için haz

    ırlandı” veya

    “muttakiler için haz

    ırlandı” gibi lafızlar Cennet ve

    Cehennem’in halihaz

    ırda mevcut olduğunu gösterir. Bu

    noktada mirac hadisinin de ayr

    ı bir yeri vardır.

    “Cennette yüz derece vard

    ır. Her derecenin arası sema ile

    arz

    ın arası gibidir. Firdevs en yüksek derecedir. Onda dört

    cennetin nehirleri f

    ışkırır. (Firdevsin) üstünde de Rahman’ın

    ar

    şı bulunur. Allah’tan isterken firdevsi isteyiniz.” (Tirmizi-2533)

    Cennetin Kap

    ıları:

    “Cennette sekiz kap

    ı vardır. Onlardan birine reyyan

    denilir. Oruçlulardan ba

    şkası giremez.” (Buhari-2084, Müslim-1152)

    Ahmet bin Hanbel, Muaz bin Cebel’den nakleder:

    Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Cennetin anahtar

    ı

    Allah’tan ba

    şka ilah olmadığına şehadet etmektir.” buyuruyor.

    Gölgeler:

    S

    ıcağın alnında yanan bir kişi için rahatlığı ne ile

    anlatabilirsiniz? Ona serin bir gölgelikten bahsedersiniz.

    Şö

    yle yüksek bir yerde rüzgarın hafif estiği söğüt ağacının altı

    gibi kutuplarda titreyen bir müslümana serin bir yerden

    bahsetsen belki dinlemez bile. Rahmetin lapa lapa kar gibi

    ya

    ğdığını bahsetseniz, bizler için bir anlamı olabilir ama

    Afrika’da ya

    şayanlara rahmet sağanak halde inen bir yağmur

    gibi anlat

    ılırsa kulaklar kabarır.

    “Önceki resullerden sana bahsettiklerimiz oldu

    ğu

    gibi, bahsetmediklerimizde oldu.” (Nisa, 164)

    Kur’an’da bahseden 25 Peygaberden önce de Peygamberler

    indi. Çin’e, Endenozya’ya, uzaklardaki bir adaya gidip

    görülme imkan

    ı bulunmayan ülkelerdeki

    Peygamberlerden bahsetmek, belki dinleyenler için bir

    ütopyadan ileri gitmeyebilirdi. Ama bir

    İbrahim (a.s.),

    İ

    smail (a.s.), İshak (a.s.), Musa (a.s.), Süleyman (a.s.),

    Yakub (a.s.)... Ortado

    ğu’ya gidip bu insanların yaşadıkları

    yerleri, yapt

    ıkları binaları görmek mümkün. Muhatabımıza

    anlat

    ılan şeylerin umumun ve onun aklına uygun olması,

    akl

    ından uzak olsa da diğer gerçeklerin varlığı onu

    inanmaya itecektir.

    Bizler, Türkçe’de güzel ve iri gözü temsil için “s

    ıpa gözlü”

    tabirini kullan

    ırız. Belki de adada yaşayıp balıılıkla geçinen

    bir toplum için “uskumru gibi bir göz” makbuldur velhas

    ıl...

    Hadislerde: “Hiçbir gözün görmedi

    ği, hiçbir kulağın duymadığı

    ve hiçbir kalbin (akl

    ın)de tasavvur edemeyeceği” bir

    cennet insanlara anlat

    ılır. Belki de cennette ifade edilen

    külgeler, meyveler,

    ırmaklar ve huriler bizlerin bu dünyadaki

    zevk anlay

    ışımız bunlar olduğu için temsil edilmiştir.

    Evet cennet vard

    ır.

    Evet

    ırmaklar, külgeler, huriler vardır, ama biz bunların

    keyfiyetini idrak edemeyiz. Bekleyip görece

    ğiz inşaallah.

    “Kimin kalbinde zerre kadar iman varsa

    cennete girecektir.” (Buhari-ilim)

    Ş

    u kesindir ki: “Razı oldunuz mu (kullarım)?” diye sual

    buyurunca, cennet ehli: “Hiçbir yaratt

    ığına vermediğin şeyleri

    bize verdin. Bizlere ne oluyor da raz

    ı olmayalım.”

    diyecekler. (Buhari-6183, Müslim-2829)

    Cennet ehli yiyecek, içecek ama tuvalet ihtiyac

    ı olmayacak.

    Bunlar misk kokusu gibi bir koku ile vücuttan ç

    ıkacak.

    Cennet, güzel hurilerinden tek bir tanesi yeryüzüne indirilse yer

    ve sema onun

    ışığıyla aydınlanıp, onun güzel kokusuyla

    dolacak (Buhari ve Müslim). Unutmay

    ın ne kadar

    güzel dü

    şünürseniz düşünün, hiç bir kalp onu

    tasavvur edemeyecek.

    Yedi adet (kat) cennet vard

    ır. Firdevs, Adn, Huld, Naim,

    Me’va, Darusselam, Darulcelal. Baz

    ıları ise dört tane

    oldu

    ğunu, bazısının bazısına bağlantısı olduğunu söyledi.

    Emekli ve ihtiyarlar

    ın cennete giremeyeceğini de

    unutmayal

    ım. Çünkü kaç yaşında olursanız olun orada otuz

    ya

    ş civarında, güzel, has, parlak bir cemalde olacağız.

    Hepimizi Alacak m

    ı?

    Geçmi

    ş insanlara nazaran kıyamete daha yakın olduğumuzu,

    ş

    u zamanlarda insan, çevresindeki İslam düşmanlarına

    bak

    ıp, “cehennem bunlar ve bunlardan önceki Firavunlar,

    Nemrutlar ve ate

    şe lâyık olan herkes cehenneme sığacak mı”

    diye dü

    şünürken, Hazreti Allah cehenneme sorar:

    “Doldun mu?” (helimtele’ti). Cehennem cevaben:

    “Daha var m

    ı ya Rab?” (hel min mezid) diyecek.

    Mustazaflar, üzülmeyiniz cehennem pek geniş.

    Ate

    ş:

    Dünya ate

    şi gibi bir ateş değil. Bin sene kızartılmış, bin

    sene beyazlam

    ış ve bin sene de kararmış bir ateş

    (hadislerdeki tabir). Kafiri s

    ıkıca saracak bir azap.

    Allah’

    ın, zalimi zulmuyle bırakması makul müdür?

    Buhari, Müslim ve Tirmizi rivayetinde Numan bin

    Be

    şir Efendimizden şöyle duyduğunu söyler:

    “K

    ıyamet gününde ateş ehlinden bir insan için en hafif

    azap topuklar

    ına konan ufak bir parça ateşten dolayı

    beyninin kanamas

    ı.” İçecek olan irin, kan vesair

    şeylerden bahsetmeye tahammülüm kalmadı.

    Cebinde ta

    şıdığı çakmakla bir haram gördüğünde elinin altına

    tutup pek de s

    ıcakmış diye haramdan imtina eden akıllı

    insanlar gördüm.

    İnsan bütün ciddiyetiyle kendini

    haramlardan muhafaza etmeye çal

    ışmalıdır. Zira bu işin şakası yok.

    Ölen Çocuklar:

    Müslümanlar

    ın büluğa ermeden ölen çocuklarının cennete

    girece

    ği, cehennemi görmeyeceği söylenilir. Zirâ onlar

    mükellef de

    ğildirler. Kafirlerin büluğa ermeden ölen

    çocuklar

    ı konusunda ise uzun tartışmalar olmutur.

    En iyi hüküm veren ise Hazreti Allah’t

    ır.

    Ar

    ş:

    Büyük bir cisimdir ve Allah’

    ın yaratması ile var olmuştur.

    Üzerine oturmak için yarat

    ılmamıştır.

    “Ve o ar

    şı azimin de rabbidir.” Keyfiyetini en iyi yaratan bilir.

    Kürsü:

    Büyük bir cisimdir. Ama ar

    ş kadar büyük değildir. Kürsi de

    üzerine oturulmak için yarat

    ılmamıştır. Keyfiyetini en iyi Yaratan bilir.

    Kalem:

    Allah’

    ın yarattığı diğer bir cisimdir. İbni Abbas

    (Allah ondan raz

    ı olsun) der ki: “Allah ilk önce kalemi yaratmış

    ve ‘yaz’ demi

    ştir. ‘Ne yazayım’ sorusuna ‘kaderi yaz’ denilmiş

    ve kalem k

    ıyamete kadar olacak şeyleri yazmıştır.” “Nun, kaleme

    ve yazd

    ıklarına yemin olsun.”

    Levh:

    Allah’

    ın yarattığı bir cisimdir ki, kalem ona, Allah’ın

    kudretiyle meleklerin vas

    ıtası olmadan yazar. Keyfiyetini en iyi

    bilen O’dur.

    Allah Azze ve Celle, Cenneti, cehennemi ar

    şı kürsüyü, kalemi,

    levhi ihtiyac

    ı olduğu için yaratmamıştır. Muhakkak ki, onun

    hiçbir

    şeye ihtiyacı olmadığı gibi herşeyin de ona ihtiyacı

    vard

    ır. Bunları yaratmasının sebebini ise en iyi Yaratan bilir.

    Ey kulu olmakla iftihar etti

    ğimiz Rabbim! Görmediğimiz

    halde Senin ve elçinin bize bildirmesinden dolay

    ı

    cennete, cehenneme levh’e, ar

    şa, kürsüye, kaleme tam bir

    kalp mutmainli

    ği ile iman eyledik. Bizler,

    hakk

    ındaki rahmetinden de ümitvarız. Rahmetini bizden

    eksik eyleme. (Amin)