Profile**.·´¯`·»«* MÜ'MİNLER KA...PhotosBlogLists Tools Help

Blog


    December 29

    YÜREKTEN EDİLEN DUA

    Image Hosted by ImageShack.us

    Ey yerleri ve gökleri, daglari ve denizleri ile bütün kâinatin ve kâinatta bulanan bütün mevcûdâtin sahibi Yüce Rabbim! Huzuruna diz çöktüm, el açtim, boyun büküp Senden rahmet, Senden merhamet ve Senden lütuf ve ihsan dilemeye geldim... Bu âciz kulunun dualarini dergâh-i izzetinde kabul eyle.

    Ey her şeye kadir olan Rabb-i Rahimim!

    Ey ezel ve ebed sultâni Yüce Hâlikim!

    Senin dergâhindan daha büyük bir dergâh yok ki, oraya varayim...

    Senin huzurundan daha yüce huzur yok ki, oraya durayim...

    Ve Senin kapindan daha yüce kapi yok ki, onu çalayim...

    Çaresizim bîtabim, âciz ve perişanim.

    Yâ Erhâmerrahimin! Sana sigindim, Sana güvendim, sabir ve tevekkülle Sana yöneldim. Beni şaşirtma. Beni yanliş yol ve hareketlere sapmaktan muhafaza eyle. Şerden uzak, hayra yakin eyle, ALLAH'IM!

    Amin,Amin ,Amin.....

    December 20

    •·.·´¯`·.·• Birbirimizi Allah için sevelim olurmu? •·.·´¯`·.·•

      

    kardeslik.gif

    BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
    “Rahman ve Rahim Olan Allahın Adıyla”
    Hamd Alemlerin Rabbı olan Allah’a Salat ve Selam onun Peygamberine âline ve ashabına olsun..


     sevgili kardeşler arkadaşlar sizlerden bir ricam olacak kıymetli dostlar.... birbirimizi sevelim ve sayalım abi kardeş ,anne baba gibi ama nerede o abiler o kardeşler o babalar ve anneler....??

     

     farklı düşünceler içerisinde olabiliriz ilim ögrenmek gayesinde degilmiyiz??amacımız ve gayemiz nedir? İslam sadece kardeşlige karşı barış ile yetinmemiş bunun yanında insanlığın mutluluğunu ve saadetini engelleyecek hertürlü şeyide yasaklamıştır. Örneğin cehalete karşı esenlik ve selamet istemiştir..

     

    . Efendimiz (s.a.v) buyuruyor ki; “İlim öğrenmek farzdır” Ve yine buyuruyor ki; “Öğrenen yada öğreten olmayan bizden değildir Allah şöyle buyuruyor; “Allahtan korkun, aranızı düzeltin.” ne anlatmak istedigimi düşünüpte cevap yorum yazmak size ait siz bilirsiniz ama son günlerde soguk bir hava esiyor bu ailede .....

     

    Hepimiz sevgi ve barışın var olduğu bir dünyayı istemekteyiz. Ancak bu barış ve sevgi insanın Rabbi ile olan bağının güçlülüğü ile ortaya çıkacaktır KARDEŞLER ARASINDA BİRBİRİYLE KONUŞMAYAN DARGIN OLAN KARDEŞLER OLABİLİR...

     

    Lütfen barışın ve imzanızı atın öyle bir imza olsunki bu bağı koparmasınlar ayırmasınlar degerli kardeşlerimiz..

    İnsanoğlu şehvetine ve enaniyetine esir olduğu sürece, gökler ötesinden gelen emir ve nehiyleri görmezlikten geldiği sürece, Hasta ve aç olanlara bakmadığı sürece, İlim ve adalete önem göstermediği sürece, İnsanlara sevgi ve muhabbetle yaklaşmadıkça gerçek barışın oluşması mümkün değildir.

     

    Ve bu sorumluluk başta burada önce site yöneticilerinin boynundandır Bu sorumluluk bizim sorumlulugumuz ve hepimizin sorumlulugudur Dikkat edelim yanlız kalmak ne kadar sıkıntılı ve acıdır paylaşmaya deger yanlarımız yokmu tabiiki var öyleyse kardeş olalım abi olalım anne olalım baba olalım sevgiyi saygıyı edeb_i unutmayalım söyleyecek lâf bulamıyordum...

     

    kendimizce 2 madde belirleyip uygulayalım ama lütfen canlar iyi ve güzel anlayışlı davranalım birbirimize...Mü'minler ancak kardeştirler. Öyle ise kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki; merhamet olunasınız» (Hucurat Suresi: 10) ayet-i kerimesini hayatıma tatbik etmek,ve de Rasulullah (SAV) efendimizin;

    «İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi de sevmedikçe gerçekten iman etmiş olamazsınız» (Buhari -Müslim) buyruğuna uymak için;
    Ağağıdaki şartları Allah (CC)'ın huzurunda kabul ediyor ve canla başla bu uğurda gayret göstereceğime SÖZ VERİYORUM.

    1.) Bütün Müslümanları; renk, dil, ırk, mezhep, tarikat, görüş, fırka ve düşünce farkı gözetmeksizin, Allah (CC) için SEVİYOR ve KARDEŞ OLARAK KABUL EDİYORUM.

    2.) Allah (CC)'ın Rahmetinin; birlikte, beraberlikte, birbirini sevip kardeş olmakta olduğu düstürundan hareketle; metod, yol, çalışma şekilleri farklı olsa da, benim gibi düşünmeyen müslüman kardeşlerime ENSAR ve MUHACİR KARDEŞLİĞİ SICAKLIĞIYLA davranacağımı TAAHHÜT EDİYORUM.
    Bu maddeleri uygulayıp diyebilelim Iraktaki,filistindeki,dünyadaki zulüm gören tüm kardeşlerimize Allah rızası için dua edelim onların gördükleri zulumleri Allah bize göstermesin inşallah amin...Birbirinizi sevmedikçe gerçekten İman etmiş olamazsınız...HAYDİ KOŞUN KARDEŞ BAGINI GÜÇLENDİRELİM


    Allah'ın Rahmeti ve Selami Üzerinize olsun

    SELAMETLE KALIN KARDEŞLERİM....

     Sayfamı       

    Dollar Car Rental Coupon

       kişi ziyaret etmiştir 

    BAŞÖRTÜSÜ ZULMÜ

    BAŞÖRTÜSÜ BELGESELİ

    video

    YERYÜZÜNDE BAŞÖRTÜSÜ ZULMÜ'nün SONA ERMESİ DİLEĞİ İLE...

    Ve Sizler...

    O gün ayetler, sizin omuzlarınızdan söz ediyordu..

    Başörtüsünü bir sancak gibi yapan Eliftiniz.

    İnce Ceylan derisinde, sülûs yazılarla, süslü ''Nur'' ayetlerinin şavkıydı dalgalanan..

    Üç küçük ağaç dallarını size dönüp çiçeğe döndü O gün.

    Rüzgar bazen pervaz ediyor, ince beyaz çiçeklerin arasından süzülüp, sizin başörtünüzde duruluyordu...

    Ve derken..

    Gökte, güneş gelip başınızın üstünde durdu..

    Hüznün şerefelerinde mavi ezan çiçekleri açıldı...

    Siz.. bir zulmün üzerine yürür gibi yürüdünüz..

    Siz.. ayetlerde omuzlarından söz edilenlersiniz

    Siz.. yeryüzünün bütün meydanlarında başörtüsünü birer sancak gibi taşıyanlarsınız..

    Siz.. iffet ve namus timsalleri...

    yeryüzünün zümrüt parıltılarısınız...

    Siz.. yeryüzüne sığmayan, iman çağlayanlarısınız..

    Ve Sizler BACILARIM..

    Başörtüsü için çile çeken, gözyaşı döken bacılarım...

    Allah yolunda her türlü tehdide, işkenceye, zulme göğüs geren, dövülen, horlanan..

    Sözlerinde, özlerinde gönüllerinde imanın nurunu dalgalandıran..

    Allah için, seherlerde kanlı gözyaşları arş-ı alaya dayanmış sizler...!

    BACILARIM... SİZLERE SELAM OLSUN!

    Ve sizler, öyle kimselersiniz ki;

    Allah ve Rasulünü dünyadan ve dünyadakilerden üstün tutanlarsınız...

    - Sizler Allah'tan ümit kesmeyenlersiniz..

    - Sizler Dertlerini sessiz-beyaz dilekçelerle Allah'a sunanlarsınız..

    - Sizler istediklerini yalnız ve yalnız Allah'tan isteyenlersiniz..

    Ve sizler..

    -Allah'ın mahşerdeki hesabını unutup, size alaylı gözlerle her türlü acımasızlığı yapanların yüzüne;

    Şanlı direnişinizi tokat gibi çarpan sümeyyelersiniz..

    SİZLERE SELAM OLSUN..

    Bakın! duyuyormusunuz..

    İşte ecdadın sitemkar sesleri

    Şanlı ecdadın mezarlarında kemikleri sızlıyor..

    Vatan için, millet için, bayrak için, Kur'an için, başörtüsü için, namus için can vermiş.. Şehit olmuş şanlı ecdad..

    Bizler, ümmetin erkekleri boynumuz eğik.. Ama onlar.. onlar medar-ı iftiharlarınız..

    Mezarlarında rahat uyumayan yüzbinlerce şehid'in al kanları..

    BACIM

    İnan ki, senin başörtünde gül bahçesine dönüşmüş..

    Onların kanları boşa akmamış..

    Onlar gül bahçelerini sulayan; Eyyub El-Ensariler, Ulubatlı Hasanlar, Sütçü imamlar, Akifler..

    Ey Sütçü imam.. İki bacımızın yaşmağını aldılar diye maraşı kana buladın..

    HEYHAT..!

    Gel görki, şimdi senin şuuruna ne kadarda da muhtacız..

    Hakkını helal et!

    Senin emanetine sahip çıkamadık..

    Senin huzurunda duracak yüzümüz yok..

    Bacılarımızın, kızlarımızın derdine derman olamadık..

    Onlar okumak istiyorlar..

    Ama gel görki senin torunlarını başörtülü diye sokmuyorlar okullarına..

    O gün fransız, ingiliz yunan dölleri;  Bayrağa, başörtüsüne, namusa el uzatıyordu..

    Bugün adı müslüman olan, Mehmetler, Ayşeler maalesef birer başörtüsü celladı kesilmişler..

    Başörtüsünü düşman bellemişler..

    BACIMIN İFFETİ BATMAKTA REZİLİN GÖZÜNE..

    ACIRIM TÜKRÜĞE BİLLAHİ ! TÜKÜRSEM YÜZÜNE

    diyor merhum Akif

    Reziller görevlerini yapıyorlar..

    Peki ya bizler? Adı müslüman olan bizler..

    Lafı gelince mangalda kül bırakmayan bizler, üzerimize sanki ölü toprağı serpilmiş..

    Evlerimizdeki rahat koltuklarımızdan onların gözyaşlarını izliyoruz.

    utanmadan.. utanmadan..

    Ve SEN okula alınmayan, gözyaşları arş-ı alayı titreten BACIM.. BAKAMIYORUM YÜZÜNE.. UTANIYORUM..

    Sana karşı vazifemi yapamadım.. Beni affet..

    Biliyorum.. O her şeyin hesabının hakkıyla sorulduğu yerde, yakama yapışacaksın..

    sana diyecek sözüm yok.. Tükür.. Tükür yüzüme.. bacım..

    Tükür.. Tükür..

    Benim şahsımda adı erkek diye geçinenlerin hepsinin yüzüne tükür..!

    AH BACIM..

    Senin gözyaşlarını görecek gözlerimizin önünde, şimdi neler var neler..

    Paralar.. altınlar.. evler.. dünyalıklar..

    Senin yaşadıklarını hissedecek yüreğimizde öyle bir pas varki, kapkara..

    Kalplerimiz ise taş kesilmiş.. kaskatı olmuş..

    Ah BACIM ah..

    Sen yinede üzülme..

    Hergün beraber olduğun insanlar, hemde adı müslüman olan bunca insan,

    annen, baban, kardeşlerin, bizler, kısacası hepimiz..

    Bu kayıtsız hali, lakayıt hali, seni düşündürmesin.. ağlatmasın..

    Bizler vazifemizi yapamasakta sen yine de üzülme..!

    Ümitvar ol..

    BACIM..

    Unutma! tez geçer zulmün ezası. Sabretmeyi bileceksin tamam mı?

    * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

    Çevirmez ahını Allah öksüzün Pek basittir, devrilmesi köksüzün Her kim olsa haksızlığı haksızın Suratına çalacaksın tamam mı?

    * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

    Yolunuz her zaman Allah yoludur! Bu öyle bir çileki, kökü şehid kanıdır! Hak haklının en mukaddes malıdır. Vermezlerse alacaksın tamam mı?

    * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

    Yalana hayır, bu gerçeğe evet Mücadeleden yılma, kalsanda tek fert Birde ötesi var, buranın elbet, Nasıl olsa güleceksin... güleceksin... Güleceksin tamam mı? * * * * * * * * * * * * * * * * * * * ALLAHIM, Bizlere yüzümüz ağırtan böyle nesiller verdiğin için sana şükürler olsun..

    ALLAHIM, Ayakları senin davanda sabit olan bu güzide evlatları, bütün ümmeti muhammede ibret eyle, rehber eyle..

    ALLAHIM, Bütün bu yapılanlar, ümmetin dağınıklığından.. En kısa zamanda bütün müslümanlara, birbirini sevmeyi, birbirleriyle kardeş olmayı ve birleşme şuurunu nasip eyle..

    ALLAHIM sen Mevlamızsın.. Bizleri bağışla.. bizleri şuurlandır.. gözlerimizi aç.. kalplerimizi yumuşat.. ayaklarımızı kaydırma.. davamızda zafer nasip eyle..

    *********AMİN... AMİN... AMİN ********* 

    VEDA HUTBESİ


    Veda Hutbesi

    Bismillahirrahmanirrahim

    EY İNSANLAR!

    Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.

    İNSANLAR!

    Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.


    ASHABIM!

    Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.


    ASHABIM!

    Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz deAbdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

    ASHABIM!

    Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.


    İNSANLAR!

    Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

    İNSANLAR!


    Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki

    hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


    MÜ'MİNLER!


    Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.

    MÜ'MİNLER!

    Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


    ASHABIM!

    Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

    İNSANLAR!

    Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

    İNSANLAR!

    Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.

    İNSANLAR!

    Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

    "-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

    Şahid ol yâ Rab!
     

    Şahid ol yâ Rab!

    Şahid ol yâ Rab!

     

    December 19

    NEFİS MÜCADALESİNE VARMISINIZ.

     

    Selamün aleyküm Değerli Kardeşlerim..

    Bir hadisi şerifinde Rasullullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz şöyle buyurmuştur :"Hesaba çekilmeden evvel, nefsinizi hesaba çekin..

    Evet, zaman hızla akıp giderken hemen hemen günümüzün her saati dünyanin fani meşgaleleriyle harcanmaktadır. Dünyaya olan taalluk ve bağlılıgımız da ,aslı vazifemiz ve kutsi hizmetimizden bizleri sürekli alı koymaktadir. Bizler adeta koskoca bir hayati sadece nefsimiz için tüketip, dünyanın geçiciliğini düşünemez olduk.İstisnalar olmakla birlikte ne yazıkki pek çoğumuz bu durumdadır ...

    Böyle olduk da ne oldu? ..Bilmem ki, ne kazandık?
    Bugün Müslümanların içine düştükleri durumun altında yatan en önemli nedenlerden biri de bu değil midir? ..Bu kadar vahim bir durum karşısında bizler ne yapıyoruz?
    Islam adına koskoca ihmaller, tekasüller, gaflet ..

    Oyasa ki hayatın bütün bu fani meşgaleleri bizler için birer imtihandır...
    Bu durumu 1400 yıl önceden Rasulullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bizlere bildirerek şöyle uyarıda bulunmuştur :
    Benden sonra üzerinize (gelmesinden) korktuğum şeylerden birisi de dünya güzellik ve zinetleri acil (ıp ahireti ihmal edecek kadar sizi oyala) masidir. (Buhari, Müslim)
    Evet, Rasulullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bu Hadisi Şerif 'le , bugünkü toplumsal yaşantımızın boyutunu ortaya koyarak, bu gerçeği apaçık açıklamıyor mu? Bunun için bir keder duymuyor muyuz?...

    Öyleyse, 14 asır evvel yaşanan asrı saadeti günümüz dünyasına yansıtarak geçmişten ders almalıyız.Nitekim yaşanan bu manevi boşluğun giderilmesi ancak kalbimizin gıdası , ruhumuzun ihtiyacı ve rahatı olan ibadetlere sarılmakla mümkündür.. Zira asrı saadeti, asrı saadet yapan, insanların mutlak manada Kur'an doğrultusundaki hareket etmeleri ile değerlendirilemez mi? ...

    Peki ya bizler ?..Hayatımızın hedefini, gayesini düşünmeyi vakit bulabiliyormuyuz?
    Yaşantımız, yaratılış gayemize uygunmudur, bunu hiç düşündük mü ?
    Mükellefiyetlerimizi, kulluk vazifelerimizi hakkıyla, eksiksiz olarak yerine getirebiliyormuyuz ? ..vicdanen rahat mıyız?

    Ecel aniden kapımızı calmadan böyle bir nefis muhasebesine varmiyiz? yoksa halimize sükut edip , böyle gelmiş böyle gidecek mi diyeceğiz ?

    Allah'a emanet olun...selam ve dua ile...

    December 15

    ALLAH'IM SANA ZATINA YAKIŞIR ŞEKİLDE HAMD EDERİZ.

    Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us

    ALLAH'IM SANA ZATINA YAKIŞIR ŞEKİLDE HAMD EDERİZ.

     

     

     

     

    Ey Rabbim!
    Sana zatının ululuğuna ve saltanatının yüceliğine yaraşır biçimde hamd ederim.
    Ey Rabbim!
    Sana zatının ululuğuna ve saltanatının yüceliğine yaraşır biçimde şükrederim.
    Allah'a hamd etmek, mü'min bir kulun Allah'ı anar-anmaz kalbinden taşan duygularının ifadesidir.
    Çünkü en başta bu kulun varoluşu bile yaratıcısına karşı hamd ve övgüyü gerektiren ilâhi bir lütuftur.
    Her an, her saniye ve her adım başında yüce Allah'ın sayısız nimeti ardarda sıralanmakta, birbirini izlemekte ve başta insan olmak üzere bütün yaratıkları kapsamına almaktadır.
    Bundan dolayı her işin başında ve sonunda Allah'a hamd etmek
    İslâm düşüncesinin temel kurallarından biridir;
    "O, kendisinden başka ilah olmayan Allah'tır.
     En başta da en sonda da hamd O'na mahsustur." (Kasas Suresi, 70)
     Allah'ın mümin kuluna karşı olan bağış ve fazileti o derece yüksektir ki, bu kul "Elhamdülillah (Hamd Allah'a mahsustur)" dediğinde, ona bütün ölçülere baskın gelen ağırlıkta sevap yazar.
    Nitekim Sünen-i ibn-i Mace'de, Abdullah bin Ömer'e dayanarak kaydedildiğine göre
    Peygamber efendimiz şöyle buyuruyor:
    "Allah'ın kullarından biri
    "Ya Rabbi, sana zatının ululuğuna, saltanatının yüceliğine yaraşır biçimde hamd ederim" dedi.
    Bu sözün değerini ölçemeyen kulun amellerini yazmakla görevli melekler ne yazacaklarını bilemediler.
    Bunun üzerine Allah'ın huzuruna çıkarak:
    "Ya Rabbi! Senin kullarından biri öyle bir söz söyledi ki,
    onu nasıl değerlendirip yazacağımızı bilemiyoruz" dediler.
    Yüce Allah, -kulunun ne dediğini daha iyi bildiği halde- meleklere:
    "Kulum ne dedi?" diye sordu.
    Melekler: "Ya Rabbi! O, `Ey Rabbim! Sana zatının ululuğuna ve saltanatının yüceliğine yaraşır biçimde hamd ederim' dedi" diye cevap verdiler.
    Bunun üzerine Allah o meleklere:
    "Kulumun o sözünü ağzından çıktığı gibi yazın.
    O sözün karşılığını, kulum kıyamet günü huzuruma geldiğinde bizzat ben kararlaştırıp veririm.." buyurdu

                                  

    December 11

    EY İNSAN!

    Image Hosted by ImageShack.us

                      

    EY İNSAN SAKIN ŞEYTANA NEFSİNE ALDANMA!

    Ey insan!
    Hergün ömür takviminden bir yaprak düşüyor.
    Fakat sen farkında değilsin.

    Her gün rızkın veriliyor.
    Fakat Allah’a şükretmiyorsun!
    .
    Ey insan!
    Sana her Allah’ın günü tarafımdan rızık gönderiliyor.
    Yine her gece, iyi bir melek, senin kötü amellerini bana getiriyor.

    Benim verdiğim rızkı yiyerek bana isyan ediyorsun.
    Dua ettiğin zaman, duanı kabul ediyorum.

    Benden sana hayır ulaşıyor.
    Senden bana ise kötü ameller geliyor.

    Ben ne güzel mevlayım,
    sen ise kötü bir kulsun!

    Ben senden utanıyorum
    fakat sen benden utanmıyorsun.

    İnsanlardan korkuyorsun da!
    benim öfke ve azabımdan emin mi oluyorsun
     

                  
                    

    Ey insan!


    Ey insan ben sizlerle azlıktan kurtulmak veya yalnızlığımı gidermek için sizi yaratmadım,

    Aciz olupta sizden yardım istiyor da değilim.

    Sizden bir menfaat isemediğim gibi bana gelebilecek bir zararı def edinde demiyorum.

    Ben sizleri ancak ve ancak bana ibadet etmeniz, çok çok şükretmeniz ve sabah akşam beni tesbih etmeniz için yarattım.

                        
     Ey insan!

    Allah-ü Teala şöyle buyurur.

    Ey İnsan! İyi biliniz ki boş ve abes yere yaratmadım.

    Başı boş olarak da yaratmadım.

    Yaptıklarınızdan habersiz de değilim.
     

    EY İNSAN!

    İş işten geçtide olduk farkında,
    Meğer yaşamakta bir sanat imiş.
    Ezildik, büzüldük felek çarkında,
    İş, uzun emelden feragat imiş.

    Hayal denizine gemiler saldık,
    Kara yaygılarda uykusuz kaldık,
    Dünya varlığından sanki ne aldık
    İşin başı SABIR VE KANAAT İMİŞ....

     

    EY İNSAN! DİKKAT ET!!!

    O, ALLAH Kİ, HANGİNİZİN DAHA GÜZEL DAVRANACAĞINI SINAMAK İÇİN ÖLÜMÜ VE HAYATI YARATMIŞTIR.

    O Kİ, BİRBİRİ İLE AHENKLİ YEDİ GÖĞÜ YARATMIŞTIR. ÇOK MERHAMETLİ OLAN ALLAH'IN YARATMASINDA HİÇ BİR KUSUR GÖREMEZSİN. GÖZÜNÜ ÇEVİRDE BİR BAK, BOZUKLUK GÖREBİLİYORMUSUN? BİR AKSAKLIK BULMAK İÇİN GÖZÜNÜ TEKRAR TEKRAR ÇEVİR BAK; AMA GÖZ UMDUĞUNU BULAMAYIP BİTKİN VE YORGUN DÜŞER

    ÜZERLERİNDE KANAT ÇIRPAN DİZİ DİZİ KUŞLARI GÖRMEZLER Mİ? ONLARI HAVADA RAHMAN OLAN ALLAH TAN BAŞKASI TUTMUYOR. DOĞRUSU O, HERŞEYİ GÖRENDİR.

    EY MUHAMMED ! DEKİ; "SİZİ YARATAN, SİZE KULAKLAR, GÖZLER VE KALPLER VEREN O'DUR. NE AZ ŞÜKREDİYORSUNUZ!!!" (MÜLK SURESİ)

     

     

    December 08

    AÇLIK VE SAVAŞ SON BULSUN

      
    GÖNÜLLER ALLAHA AÇIK,ELLER YARDIMA HAZIR OLSUN
     
     
     
     
     
     
    Image Hosted by ImageShack.usAÇLIK VE SAVAŞ SON BULSUNImage Hosted by ImageShack.us
     
     
     
    Esmâ-ül Hüsnâ ve Şerhi
     
    İÇİN BURAYA TIKLA
     
    Allah'ın 99 ismi.Anlamları için isimlerin üstüne tıklayın

          

     

    December 03

    Küçük hafız kız / Gerçek hikaye

     
                    

     

          

     

    "Azrail, söylediğinden de güzelmiş"

    İlkokulu bitirip kursa gelmişti. Ailesi kendi isteğiyle geldiğini söylemişti. Kayıt için adını sorduğumda: "Fatma", dedi. Hiç de çekinmeyen bir tavırla... Ve ekledi: "Eğer hafız yaptırmazsanız kayıt yaptırmak istemiyorum". Böyle tehdit edercesine konuşması onu yaşından daha olgun gösteriyordu. Tebessümle:"Korkmayın küçük hanım siz isteyin hafız da yaparız, hoca da..." O küçük gözlerinin içi parıldadı birden. Annesi: "-Hoca hanım kusuruna bakma hele sen, ille de hafız olcam der de başka bir şey demez. Bizim köyün hocasından duymuş. Peygamberimiz hafız olanlara cennette tac giydirilecek demiş herhalde. Siz daha iyi bilirsiniz ya köylü kafası, biz de bu kadar duyduk anladık. Bu da çocuk işte". "-Tabi teyze ne demek, keşke herkes sizin gibi duyduklarından etkilense de teslim olsa... Siz hiç merak etmeyin kızınız önce Allah'a sonra bize emanet." Kadıncağız elime yapıştı, öpecekken geri çektim, utandım. Tuttum, ben onun elini öptüm. Gözleri yaşardı. "-Hoca hanım bu eller, gözler hep günahlı, asıl sizinkiler öpülmeye layık". "-Estağfirullah teyze", dedim . O ahirette belli olur.

    Bu konuşmadan sonra kaydını yaptığımda Fatma'nın Erzurumlu olduğunu öğrendim. Bir an düşündüm. "Küçük nasıl kalacak bu kadar buralarda"... Zaman ilerledikce Fatma'nın edepli tavırları daha da çok etkiledi beni. Azimliydi. Geceleri uykusunun arasında ayetleri sayıklarken görüyordum çoğu kez. Böyle devam ederken arada bir bana gelip soru soruyordu. Bir gün: -"Hocam hafiz olmak için Kur'an'ı bitirmek mi lazım" diye sordu. Bende: -"Tabii ki hepsini ezberleyeceksin ki "hafız" adını alacaksın". Bu cevabıma çok üzülmüş gibiydi. Bir şey demek istiyordu sanki... Teşekkür etti ve döndü arkasına gitti. Derslerim arasında onlara sürekli Kur'an ezberlemekle işin bitmeyeceğini mutlaka içindekileri uygulamanın gerektiğini hatırlatıyordum. Talebelerden biri: -"Hocam" dedi. "Fatma'nin annesi ona abdestli olmayanın hafizlara dokunamayacağını söylemiş doğru mu?" diye sordu. Çok ilginç doğrusu. Maşallah dedim. "Osmanlı zamanında atalarımız Kur'an'a ve hafıza kıymet verdiklerinden öyle yaparmış" dedim. Çok hoşlarına gitmişti bu iş. Hepsi adeta kendilerini ulaşılması zor, kasa içindeki altın gibi görüyorlardı. "Görsünler" dedim içimden, bu yaşta buralara gelmişler. Allah'ın kelamını ezberliyorlar,onlara fazla görmem bunu.

    bu arada Fatma ara sıra rahatsızlanıyor ve revirde yatıyordu. Zaman geçtikçe Fatma'nın morali ve sağlığı daha da çok bozuluyordu. Bir gün dersini 2 kez aksatınca sordum. "Ne oldu yoksa anneni mi özledin?" -"Hayır", dedi. -"Neden moralin bozuk? Sık sık ta hasta oluyorsun" dedim. "-Yanlış anlamayın, inanın ki annemi özleyipte gitmek istediğim yok. Burayı çok seviyorum. Allah'ımdan çok korkuyorum. Buraları terk edersem bana ahirette hesabını sormaz mı? " Bir şey diyemedim. Suçlu bile hissettim kendimi. O küçük kalpte bu ne imandi Ya Rabbi! Onu hayranlıkla izliyordum. Bir gün çok rahatsızlandı. Doktora götürmek zorunda kaldık. Bir çok tahlillerden sonra arkadaşim olan doktor hanım: -"Hoca hanım derhal bu talebeyi ailesinin yanına gönder " dedi. Şaşkınlıkla:"Neden?" diye sordum. Bana: -"Belki üzülecek hatta inanmayacaksin ama, bu talebe "KANSER". Adeta başımdan aşaği kaynar sular dökülmüştü. Sanki her tarafımı şefkat sarmıştı. Hastahaneden ayrılırken Fatma'ya hiç bir şey diyemedim. Oysa anlamış gibi bana sorular sorup dikkatimi dağıtmaya çalışıyordu. Kulağıma egilerek "hocam" dedi. "Azrail insanların canını alırken nasıldır?" Ağlamamak için zor tutum kendimi: -"Güzel bir surettedir, mü'min kullara", dedim Sevindi, sanki mırıldandı: "-Belki hafız olamam ama Elhamdulillah mü'minim." diye. Şimdi anlamıştım, bana önceden sormuş olduğu soruyu. Demek ki hastalığını biliyordu. Hafız olmak için Kur'an'ı bitirmek gerektiğini söylediğimde neden üzüldüğünü şimdi anlamıştım.

    Bir kaç gün sonra eşyalarını hazırlamaya başladık. Çünkü dayanılmaz acılar içinde olduğunu görüyorduk. Evine gitmesi gerekiyordu. Ailesi geldi. Fatma yanıma gelerek: -"Bana kızmadınız değil mi? Eğer söyleseydim belki kursa almazdınız", -"Ne demek! nasıl kızarım sana: dedim. "Hem sonra, sakın üzülme hafızlığımı bitiremedim diye. Bu yola girdin ya, Rabbim seni hafızlar zümresinden yazmıştır inşallah", dedim, Öyle sevindi ki! sarıldı boynuma: -"Gerçekten ben şimdi hafız sayılırmıyım? Anne bak duydun değil mi?" Ya Rabbi bu ne aşktı. Rabbimin hikmeti tecelli etse de iyi olsaydı şu Fatma, ne güzel bir kul olurdu. Böylece Fatma'yı gözyaşları ile Erzurum'a uğurladık. Çok geçmedi. Bir iki hafta sonra ailesi ağırlaştığı haberini verdi. Bu bir iki hafta içinde ondan iki mektup almıştım. Bana hep hafızlık tacını merak ettiğini, rüyalarına bile girdiğini yazıyordu.
    Bir gün sabah namazından sonra telefon çaldı. Fatma'nin annesiydi karşımdaki ses. Ağlamaklı bir sesle:-"Hoca hanım Fatma'yı uğurladık. Rica etsem bir hatim okurmusunuz?" deyince ben de dayanamadım ağlamaya başladım. Annesi beni teselli edercesine telefonu kapatmadan: -"Size ölmeden önce şunu söylememi istedi", dedi. Hıçkırarak: "Anneciğim hocama söyle, Azrail söylediğinden de güzelmiş.". "Ey Rabbim; senin kelamın için yanıp tutuşan, yoluna yapışıp kelamına SIMSIKI sarılan kulunu, sen son nefesinde yalnız bırakır mısın hiç?"

                           
            

    HER CANLI ÖLÜMÜ TADACAKTIR

     

    UNUTMAYIN BIRGÜN SIZDE ÖLECEKSINIZ.

    EBEDI HAYATA GECECEKSINIZ

    YAPTIKLARINIZIN HESABINI VERECEKSINIZ.

    O ZAMAN RABBINIZE NE DIYECEKSINIZ

    myspace

    SEN iSLAMI ÖYLE BIR YAŞAKI AKILLAR DURSUN.

    SEN ONUN BUNUN DEGIL ALLAHIN KULUSUN.

    SEN ZÜLMETLER IÇINDE PARLAYAN NURSUN.

    S

    ENIN GIBI MÜCAHIDE SELAM OLSUN...

    myspace

    DÜNYA DENEN BU DIYAR

    SANMAKI SÜRER EBEDIYETE KADAR

    SORARSAN EBEDI HAYAT NERELERDE

    SEN INSAN OGLU UYUYORSAN EGER

    BILMELISINKİ FANI DÜNYA GELIR GEÇER

    myspace

    ALİMDEN AL DERSINI ÖGREN TEFSIRI

    AHIRET VARDIR CENNET CEHENNEM

    SEÇIMINI YAP SAKIN GEÇ KALMA

    KUR`AN OLSUN MESALEN UNUTMA...

    myspacemyspace

    ***HAKLARA DUYARLI OLALIM***

    HAKLARA DUYARLI OLALIM 

     

     

     

    Değerli Müminler!

    Toplum halinde yaşamanın insana sağladığı bir takım haklar ve yüklediği sorumluluklar vardır. Bu haklara saygı göstermek ve sorumlulukları yerine getirmek herkesin ortak görevidir. Hak denilince de korunması, gözetilmesi gereken değerler, kişi ve kamu hakları akla gelmektedir. Bu haklara riayet edildiği ve sorumluluklar yerine getirildiği oranda toplumda huzur ve mutluluk olur. Nitekim günümüzdeki huzursuzlukların, kavga ve cinayetlerin, hatta savaşların, haklara saygı gösterilmemesinden kaynaklandığı bilinen bir gerçektir. Bunun için Yüce dinimiz İslâm, ırk, cinsiyet ve inanç ayrımı yapmaksızın bütün insanların haklarını kutsal ve dokunulmaz kabul etmiş, bu hakların ihlâline karşı maddî ve manevî birçok müeyyide getirmiştir.

    Kişinin en önde gelen hakkı, yaşama hakkıdır. Bu hakka karşı işlenecek tecavüzler dinimizde büyük günahlardan sayılmıştır.[1] Unutulmamalıdır ki, insanların itibarını sarsıcı, onurunu kırıcı sözler sarf etmek veya aynı anlama gelebilecek benzeri davranışlarda bulunmak da birer kul hakkı ihlalidir. Bu bakımdan Kur'an'ın değişik âyetlerinde iftira, gıybet, dedi-kodu, başkalarının özel hayatlarını ve gizli hallerini araştırmak, kötü lakap takmak, alay etmek gibi her türlü çirkin tavır ve davranışlar yasaklanmıştır.[2]

    Yüce Rabbimiz; ”Birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin”[3] buyurarak, insanların ölçü ve tartıda hile, hırsızlık, emanete hıyanet, rüşvet gibi gayr-i meşru yollarla birbirlerinin mallarını yemelerini, haklarını gasbetmelerini yasaklamıştır.

    Muhterem Kardeşlerim!

    Kul hakkı ihlâline sebep olan ve İslâm’ın yasakladığı pek çok olumsuz davranış vardır: Cana kıymak, zina etmek, insanların namus ve şereflerine leke sürmek, aldatmak, hile yapmak, borcunu zamanında ödememek, yetim hakkı yemek, sövmek, dövmek, yaralamak, çalmak gibi tavır ve davranışlar da kul hakkı ihlalidir. Yine havayı, suyu ve toprağı kirletmek, çevreye zehirli atıkları bırakmak, yerlere tükürmek, sigara izmariti, kuru yemiş kabuğu ve benzeri şeyleri yerlere atmak, trafik kurallarına uymamak, yüksek sesle müzik dinleyip komşuları ve çevreyi rahatsız etmek, kirli elbise ve çoraplarla camiye gitmek de birer kul hakkı ihlalidir. Aynı şekilde şahsî çıkarlar uğruna kamunun haklarını ihlal etmek, kamu malını zimmetine geçirmek, kaçak elektrik ve su kullanmak, vergi kaçırmak, görevi kötüye kullanmak, kamu hizmeti verirken insanlar arasında ayırım yapmak, adam kayırmak, rüşvet alıp vermek, gibi her türlü olumsuz tavır ve davranışlar gerçek bir müminin asla yapmaması gereken hak ihlalleridir. Ayrıca, hayvanların da üzerimizde hakları olduğunu ve bu konudaki ihlallerimizden de sorumlu tutulacağımızı unutmayalım.

    Aziz Müminler!

    Dünya hayatımızı perişan etmemek, hiçbir ayrıcalığın söz konusu olmayacağı, haklı ve haksızın mutlaka ortaya çıkarılacağı hesap gününde mahcup olmamak için; kul ve kamu hakları konusunda son derece duyarlı olalım. Herkesin hak ve hukukuna saygı gösterelim. Kul hakkıyla Allah’ın huzuruna çıkmaktan sakınalım. Kul hakkını, hak sahibi bağışlamadıkça Allah’ın bağışlamayacağını bilelim. Sevgili peygamberimizin şu hadisi-i şerifine kulak verelim: Efendimiz buyuruyorlar ki; “Kişi namaz, oruç, zekat gibi ibadetlerini eda etmiş olarak Allah’ın huzuruna gelir. Bununla beraber; kimine sövmüş, kiminin kanını akıtmış, kiminin malını yemiş, kimine de iftira etmiştir. Bu durum karşısında onun ibadetlerinden elde ettiği sevaplar kendisinden alınarak hak sahiplerine dağıtılır. Eğer ibadetleri ve iyilikleri, ihlâl ettiği kul haklarını ödemeye yetmezse, hak sahiplerinin günahlarından alınıp kendisinin günahlarına eklenir. Böylece sevapları gitmiş, günahları artmış, neticede iflas etmiş olarak cehenneme gönderilir.”[4]

    [1] Bk. Nisa, 4/93

    [2] Bk. Hucurât 49/11-12

    [3] Bakara, 2/188

    [4] Müslim, Birr, 59-60